Gazeteci Nail Azbay, "Bayramda Gördüklerim ve Mahkemenin ‘Pardon’ Kararı!" başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...

Ramazan Bayramı geride kaldı.

Ülkedeki çalkantılı durumun bayram ziyareti için gittiğim her eve sirayet ettiğini gördüm.

Gündem her evde aynıydı.

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması…

Her alanda olduğu gibi burada da karpuz gibi ikiye bölünmüş durumdayız.

AK Partili eş ve dostlar bu durumu şöyle savunmaya başlamış:

-“Gördün mü hırsızları… Nasıl da çalmışlar… Bir de bunlar AK Parti’ye hırsız diyorlardı. Al işte, bunlar da şimdiden çalmaya başlamış. Bir de kendi kendilerini şikâyet etmişler.”

CHP’li eş dostlar ise bu durum karşısında karşı savunmayı özetle şöyle yapıyor:

-“Adam aday olmasın diye resmen önü kesildi. Bir gün önce diplomasını iptal edip ertesi gün evinden terörist gibi alıyorlar. Ama sağ olsunlar, herkesi zorla CHP’li yaptılar.”

Herkes kendi penceresinden bakıp ağzına ne gelirse söylüyor.

Ancak tehlikeli bir şey sezdim.

Bu kutuplaşma pek çok evde kardeşleri birbirine karşı nefret eder hâle getirmiş.

Hatta bir yakınım şöyle dedi:

“Abimin yüzünü görmemek için artık bayramlarda annemin evine gitmiyorum. Sırf bu siyaset yüzünden bu duruma geldik.”

Siyasilerin eline mikrofon alınca bin düşünüp bir konuşması artık zaruri bir durum hâline gelmiş.

Evler, sokaklar, şehirler tef gibi gerilmiş durumda!

Değneğin İki Ucu Da…

Bu tablo karşısında ben ne düşünüyorum, anlatayım.

Hükümet ‘savaş alanını’ genişletti.

Buna ne gerek vardı demeden edemiyorum.

Muhalefet ise yaşananlardan sonra meydana inen kitleyi ‘bize geliyorlar’ zannına kapıldı sanırım.

Böyle düşünüyorlarsa bence yanılıyorlar.

Sokağa çıkanlar ‘yanlış gördüğüne’ karşı bir duruş göstermek için sokakta.

Durumu iyi okumak lazım.

Bu süreçte kahve markası verip "Buradan kahve içmeyin" demek, kitapçı ismi verip "Buradan kitap almayın" gibi boykot çağrılarına da tanık olduk.

Özgür Özel’in meydanları dolduran milyonlarca insanı görmeyen medya kuruluşlarını eleştirmesini anlıyorum, hak da veriyorum ama bu kahveci, kitapçı gibi söylevlerini duydukça kendisinin ses tonuna karşı tahammülüm pek kalmadı.

Son günlerde Ekrem İmamoğlu’ndan çok kahveciyi, kitapçıyı konuşuyoruz.

Ekrem İmamoğlu içeride Özgür Özel’in kulaklarını çınlatıyor olabilir.

İşin özeti…

İktidar ‘elinde sopayla’ sesini çıkaranı falakaya yatırıyor gibi bir izlenim veriyor…

Muhalefet ise kahveci, çikolatacı, kitapçı peşine düşüyor.

Sizin anlayacağınız, değneğin iki ucu da derler ya…

İşte tam öyle…

İktidar ve Muhalefet Hakkında Tespitler

Türkiye olarak çok değişik bir dönemin eşiğinden geçiyor gibiyiz.

Bu dönemde herkes artık şapkasını önüne koymalı.

Şu bir gerçek: gençlerin dünyasında AK Parti yok!

Ben görmüyorum.

Gören varsa söylesin.

İktidarın bunu iyi analiz etmesi lazım.

Muhalefet ise kendi muhalefetinden(!) değil, halkın iktidara olan muhalefetinden dolayı yükseliyor.

Ve garip bir şekilde Ekrem İmamoğlu gereğinden çok fazla popüler bir hâle geliyor.

Türkiye nereye savruluyor, gerçekten kestirmek çok güç.

Mahkeme Afyon Postası’na ‘Pardon’ Dedi

Buraya kadar genel gündeme kısa bir bakış atalım istedim.

Şimdi gelelim yerel gündeme…

Mahkemenin ‘pardon’ dediği olaya değinelim.

Bayramdan hemen önce Türkiye’de yaşadığımızı bir kez daha deneyimleyerek öğrendik.

175 bin kişinin takip ettiği, ayda 5 milyondan fazla kişiye erişen Afyon Postası’nın Instagram hesabı bir anda Türkiye’de erişime kapatıldı.

Neden kapandığını araştırırken, ocak ayındaki bir cinayet haberi ile ilgili alınan erişim engeli kararından kaynaklandığını öğrendik.

Karara baktığımızda gözlerimize inanamadık.

74 tane haber sitesi ve sosyal medya hesabında söz konusu haberin linkine erişim engeli getirilmiş, sadece bizim hesabımızın tamamına engel istenmiş!

Bu nasıl olur diyerek soluğu mahkemede aldık.

Düzeltme istedik.

Hâkim, düzeltme talebimizi kabul ederek ‘sehven yapılan bir hata’ nedeniyle hesabımızın erişime engellendiğini, bu yüzden verilen erişim engeli kararının kaldırılmasına hükmetti.

Sizin anlayacağınız kısaca ‘pardon’ denildi!

Mahkeme ‘pardon’ dedikten 4 gün sonra Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu hesabımızı yeniden açtı.

Tabii bir cümle ile ‘aktif hale geldik’ demek şu an çok kolay.

Bu hesabın yeniden aktif olması için perdenin arkasında inanılmaz bir çaba ve emek vardı.

Bu süreçte en az bizim kadar dertlenen, adliyeyi mesken edinen ve mücadele eden Avukatlar Çiçek Mihrioğlu ve Sena Acar’ı listenin en başına yazmazsam haksızlık ederim.

Haklı olduğumuza inanarak sonsuz desteğini bizden esirgemeyen Cumhuriyet Başsavcımız Fatih Karabacak’a da teşekkür etmeden geçemem.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Hakan Şeref Olgun’a da hayati desteği için ayrıca teşekkür ediyorum.

Kayseri Valimiz Gökmen Çiçek ve Afyonkarahisar Belediye Başkan Yardımcımız Cem Kasapoğlu, bu sayfanın açılması için var gücüyle mücadele edenlerden…

Bazı isimler daha var…

AK Parti yönetiminden ve İletişim Başkanlığı’ndan…

Kendilerini sıkıntıya sokmamak için şimdilik isimlerini kendimde saklı tutuyorum.

Kısaca patronsuz gazeteciliğin sesinin gür çıkması için emek ve çaba harcayan herkese teşekkür ediyorum.

Bugünlük bu kadar.