Başak Nakilcioğlu, "Düşüncenin Doğası" başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...
Düşüncenin doğasında iletilmek vardır: yazılmak, konuşulmak, gerçekleştirilmek. Düşünce çimen gibidir. Işığı arar, kalabalıkları sever, melezlenmek için can atar, üzerine basıldıkça daha iyi büyür.
Ursula K. Le Guin
Her eylemin başı düşünmektir. Uzun ya da kısa süreli düşünceler arasında buluruz kendimizi. Düşünceler seçimlerimizi etkiler, bu şekilde karar veririz. Kararların kaynağı ve zamanlamasını araştıran bir deney yapılır Berlin’de. Bir beyin tarayıcısı içerisine giren bir deneğin ellerine birer tuş verilir ve rastgele basması istenir. Tarayıcı ise beynin karar verdiği an ile tuşa basma anı arasındaki farkı gösterir. Sonuçlar çok şaşırtıcıdır. Denek tuşa basmadan daha 6 saniye önce, kararın çoktan verildiği beyin sinyalleriyle anlaşılır. Yani rastgele bir kararı vermeden 6 saniye evvel, aslında bilinçaltımız ne yapacağımızın kararını çoktan vermiştir.
Bu durumda deneyin sonucunda bilinçaltımız tarafından yönlendirildiğimiz ortaya çıkmıştır. Deneyin sonucuna göre, kişilerin düşüncelerinin beyin aktivitelerinin içinde kodlandığı tespit edildiğinde düşünceler ile beyin akitiviteleri arasında ayrım yapılamayacağı, düşüncelerin ve beyin aktivitelerinin iki ayrı uzayda var olan ayrı şeyler değil, aynı fiziksel işlemin farklı görüntüleri oldukları düşünülüyor. Deneyi yürüten araştırmacının sözleri şöyle;
“Bilinçli aklımız bilinçaltımız tarafından kodlanmış, onun bir yönü. Bilinçaltı beyin aktivitelerimiz de beynimizin belli yönlerinin farkında, inançlarımız ve isteklerimizle uyum içinde. Çoğunlukla bizi istemediğimiz bir şeyi yapmaya zorlamaz.”
Bilinçaltımız bizi yönlendiriyor ve bilinçli aklımız seçimleri yapıyor karar veriyor. Kendimiz üzerine, düşünce ve duygu dünyamızı geliştirmemizin önemi üzeri çarpıcı bir sonuç. Şiddet ya da şefkat seçimlerimizin nasıl gerçekleştiği, dinlerin, inançların, öğretilerin, felsefenin; kişilerin düşünce dünyalarının gelişimi üzerine çalışıp çalışmadığı, kişilerin kendi üzerlerinde çalışıp çalışmadığını da gösteriyor sanki. Çünkü bütün inanç sistemleri, dini kurallar, felsefe, pozitif psikoloji, kişinin bilinçaltı dünyasını ve bilinçli aklını geliştirmek üzerine çalışıyor da diyebiliriz. Dinlerin, felsefenin, öğretilerin, pozitif psikoloji gibi kişiyi geliştiren, eğiten sistemlerin geliştirip, eğittiğini nereden çıkarabiliriz: seçimlerinden, verdikleri kararlardan, düşüncelerinin ifadesi olan sözlerinden.
Bu deneye bakarak, Hukuk toplumların bilinçli aklıdır diyebilir miyiz? Toplumu ilgilendiren olaylarda karar vericilerin aldığı kararlar, toplumun bir kısmınca kabul edilmediğinde; deneyde ispatlanan kişinin bilinçli kararlarının bilinçaltı tarafından yönlendirildiği, dolayısıyla bilinçaltı ve bilinçli aklın ayrı olmadığı sonucuna bakarsak, bu deneyin toplumlar için geçerli olmadığını görürüz. Bu noktada ayrışma, hukuka aykırı kararların alınmasıyla ortaya çıkıyor gibi görünür. Kişilerde düşüncelerini bastırması, kendini ifade edememesi nasıl sorunlara yol açıyorsa, toplumlarda da düşüncelerin bastırılması sorunlara yol açacaktır. Toplumlarda bu sorunlar, bilinçaltının yozlaşmasıyla; hukuk, adalet ve eğitimin önemsenmemesi ve kişiselleşmesiyle kendini gösteriyor olabilir. Bilginin cezalandırılmasının, cehaletin yüceltilmesinin gelecek nesillere nasıl etki edeceğini Ursula K. Le Guin’den dinleyelim:
.“Bir nesil, bilginin cezalandırıldığı ve cehaletin saadet olduğunu öğrenerek yetişiyor. Bir sonraki nesil cahil olduklarını bile bilmeyecek çünkü bilginin ne olduğunu bilmeyecekler."
Ursula Le Guinn Yerdeniz kurgusal evreninin yaratıcısı, yârdeniz Büyücüsü seri romanlarının yaratıcısı, Hain döngüsü romanlarından Karanlığın Sol Eli, Mülksüzler gibi spekülatif kurgu alanında ses getirmiş eserlerin yazarıdır. 8 Hugo, 6 Nebula ve 24 Locus Ödülü olmak üzere sayısız ödül almış ve 2003 yılında Amerika Bilimkurgu ve Fantezi Yazarları Derneği (SFWA) tarafından "Grand Master" (Büyük Usta) olmaya layık görülen ikinci kadın olmuştur. ABD Kongre Kütüphanesi 2000 yılında ona "Living Legend" (Yaşayan Efsane) unvanını vermiştir