Başak Nakilcioğlu, "Şehrin Estetiğine Dair Küçük Düşünceler" adlı yazı kaleme aldı. İşte o yazı...
Estetiksizlik başlıklı yazımda belediyelerde mimari estetik komisyonları olduğundan ve bu komisyonların görevlerinden bahsetmişim. Afyonkarahisar belediyesinde de Mimari Estetik Komisyonu var sanıyordum. Belediyenin web sitesine girdim, ancak göremedim. Zaten yokmuş demeye dilim varmıyor, fakat sanırım yok gerçekten de. Çaresizce “Burada bir mimari estetik komisyonu vardı, gördünüz mü bulamıyorum” demek geldi içimden. Çaresizliğimi bir kenara bıraktım ve bana göre hepimizi ilgilendiren kent estetiği nedir ve neden ilgilendiriyor açıklayayım diye bir araştırmaya giriştim. Karşıma Mimarlar Odası dergisinin, 23. sayısında dergi editörü Prof. Dr. Jale Erzen’in “Kent Estetiği” başlıklı yazısı çıktı. Bakınız Sayın Erzen ne kadar güzel ifade etmiş:
“ Eğer kültür ve sanat insanı insana anlatan ve temsil eden en önemli yorumlar ise, hem sanat hem de kültürün teknik ve şiirsel tüm boyutlarını içeren ve tarihsel bir insan ürünü olan kenti en başta ilgilendirmesi gereken unsurlardan biri estetiktir. Nitekim son yıllarda estetik ile ilgilenen felsefecilerin buluşmalarında kent analizleri önemli yer tutmaya başlamıştır.”
“Kent kadın, erkek, genç, yaşlı, çocuk, engelli, kentli, yabancı, farklı şekillerde ama eşit olarak herkese ait ve açık bir kültür alanıdır. Kent, insanın kendine yarattığı ve zaman içinde insanı oluşturan, insanın kültürel (doğal) ökümenidir. İnsanın dönüştürdüğü ve kendine uyarladığı ilk sanatsal kültürel (artefackt) yapay ürün olarak kent, onda barınan ve onda kendini ifade eden insanın doğasıdır. Burada doğa sözcüğünü biyolojik anlamda değil insana ait kültürel doğa olarak kullanıyorum. Bir hayvan nasıl kendi doğal ortamına göre yaşamını düzenliyor ve algılarını ona göre geliştiriyor, sivrileştiriyorsa, insan da kentin özelliklerine göre sosyalleşir ve insanlaşır. Bu binlerce yıldır insanı insan yapan temel bir gerçektir.”
Bu ifade de özellikle “ hayvan nasıl kendi doğal ortamına göre yaşamını düzenliyor ve algılarını ona göre geliştiriyor, sivrileştiriyorsa, insan da kentin özelliklerine göre sosyalleşir ve insanlaşır. Bu binlerce yıldır insanı insan yapan temel bir gerçektir.” cümlelerine dikkat çekmek isterim. Yaşadığımız şehirlere göre sosyalleşiyor ve insanlaşıyoruz demek ki. Geçmiş tüm yerel yöneticilerin en temel sorumluluğu buydu, şimdi ve gelecekteki yerel yöneticilerin en temel sorumluluğu da bu. Bizim de yerel yönetimlerden en temel beklentimiz bu olmalı diye düşünüyorum. Sosyalleşeceğimiz, şehirde yaşadığımızı hissedeceğimiz, insanca yaşayacağımız ve sosyalliğimizi ve insanlığımızı geliştireceğimiz bir Afyonkarahisar. Bu noktada sosyalleşmek ve Kent Estetiği bağına küçük bir örnek vermek isterim. Afyon’da birçok mağaza var. Ancak sadece bir mağaza vitrin dekorasyonu yapıyor. Bir erkek giyim mağazası olan Abdullah Doğan isimli mağazanın ismini vermek istiyorum. Hiç mağazaya girmedim, alışveriş yapmadım. Reklam değil takdir için yazıyorum. Ne zaman Kurtuluş caddesini kullansam mağazanın vitrini dikkatimi çeker. Afyon’a geldiğim zaman da, ilk olarak mağazanın vitrini dikkatimi çekmişti. Manken giydirmekten bahsetmiyorum. Diğer mağazalar manken giydiriyorlar. Ancak bu mağaza, yıllardır özenle vitrin çalışıyor. Tekrar kendilerini, işlerine gösterdikleri özeni tebrik ederim. Yazımın Kent estetiği ile ilgili kısmını Jale Erzen’in makalesinden bir cümle ile bitirmek isterim:
“Kent estetiği öncelikle insanın kentte yaşantısını, ruhsal ve sosyal durumunu ilgilendiren bir olgudur”
Öyle anlaşılıyor ki, nasıl bir yerde yaşadığımızın nasıl hissedebileceğimizle ilgisini kurmak, temel bir farkındalık.
Bir sonraki yazımda “Ne Yapalım Konusu- Resim Sanatında Konunun Tarihçesi ”ne kaldığım yerden devam etmek üzere, estetiğin ve sanatın tüm unsurlarıyla hayatlarımızda olması dileğimle,
Sanatla kalın, iyi ki sanat var.