Prof. Dr. Cantürk Kayahan, "Gelin Eber Gölü'nü Bir De Benden Dinleyin" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

“Anlamaya başlamanın ilk işaretlerinden biri ölme isteğidir.” Franz Kafka

Kamuoyunda zaman zaman Eber Gölümüzle ilgili farkındalıklar duyarsınız, bunlar suni sloganlar olarak gündeme gelirler ve biterler. Genelde seçim dönemlerinde herkes Eber’i kurtarmaya çalışır. Aslında bilseler Eber bir yaşamdır, çocukları ve yaşattıkları vardır. Ama bunları anlamak, anlayabilmek ve sorunları çözmek öyle çok kolay değildir. Hele hele Eber’e gitmekle, önünde bir iki resim vermekle ya da birkaç göl sakiniyle konuşmakla Eber’i anlamak da olmaz. Eğer öyle olsaydı, 48 yaşımdayım, emin olun şimdiye kadar bu problem çoktan çözülmüş olurdu. İsterseniz şimdi gelin Eber’i bir de benden dinleyin, belki daha iyi anlarsınız ve çözümler üretirsiniz. Eğer proje istiyorsanız, anlattıklarımızdan sadece bir değil birçok proje de üretebilirsiniz. Benim şahsi olarak hiçbir beklentim yok. Yeter ki bir şey yapın, Einstein’ın dediği gibi sadece kıpırdaya bile, bilirsiniz. Emin olun çok dua ederim.

Ben, Bolvadin ilçesinin Ağılönü mahallesindenim. Bu bilgiyi şundan dolayı veriyorum. Bu mahalle insanlarımızın birçoğu için Eber gölümüz yaşam yeridir, geçim kaynağıdır. Ben de rahmetli babamla birçok kez göle gittim ve oradaki ekosistemi yaşadım ve hayatıma etkilerini hissettim. Dolayısıyla Eber, benim için özeldir, ailemdir ve hassas noktamdır.   

EBER LEZZETLERİN DOĞAL KAYNAĞIDIR …

Eber’e ulaşmak için Bolvadin, Çay ve Sultandağı havzaları kullanılır. Örneğin Bolvadin’den Eber’e ulaşmada çok daha farklı bir çeşitliliği görürsünüz. Çocukluğumda Eber’e ve oradaki tarlalara, ülkenin gelişim ve ekonomik durumuna bağlı sığır arabaları, at arabaları, traktör, bisiklet, motosiklet, otomobillerle ve yaya olarak da çok gittim (son 30 yıl da çok şey değişti). Bildiğiniz gibi Afyonkarahisar ilimiz, Türkiye’de merkez dışındaki nüfusunun en çok olduğu il’dir. Bu durum birbirine yakın ama farklılıklarda gösteren birçok köy ve kasabayı tanımayı gerektirir. Eber havzasında birçok mahalle, köy ve kasaba vardır. Örneğin Bolvadin Ağılönü mahallesi (en büyük mahalledir) sakinlerinin birçoğu için göl yaşam yeridir. Ardından Dipeveler, Dereköy, Ortaköy ve Büyükkarabağ yerleşim yerleri de burayı etkiler ve etkilenir. Özellikle Eber’e giderken geniş meralar, verimli tarlalar, çiftlikler ve ağıllar sizleri karşılar. Son dönemlerde buralarda seracılık faaliyetleri de oldukça gelişmiştir. Sonuçta Eber gölü, sadece bir göl değildir. Binlerce insanın yılın belli zamanlarında değişik amaçlarla ziyaret ettiği farklılıklar yeridir. Örneğin yazın gölcüler için hasat dönemi; kışın avcılar için macera (av için ziyaret eden çok ünlü isimleri görebilirsiniz) yeri; binlerce hayvan için de kuluçka ve doğal yaşam alanıdır. Sadece Eber’deki Flamingoların göçünü izlerken kendinizden geçebilir; Sultandağı manzarasıyla bütünleşen fotoğraflarınızla sosyal medyayı etkileyebilirsiniz. Kaymağın lezzeti ve özü Manda’ların yaşam alanları için de burası önemlidir. Kaymak diyarı ifadesi buradan gelir, halk arasında eskiden Dombey ya da Camız olarak ifade edilen Mandalar bu alanlarda otlarlardı. Bolvadin Kaymak Şenliğinin adı; Çay Vişne Şenliğinin özü ve Sultandağı Kiraz Festivalinin de tadı bu gölden doğal olarak etkilenir. Çünkü gölün klima ve ekosistemi tüm bu lezzetlerin kaynağıdır. Dolayısıyla Eber’i anlayabilmek için bu Habitat’ı çok iyi özümsemelisiniz.     

Ec Baa Qv Xg A Q1 Gjs

GÖL HAVZASI YAŞARKEN YAŞATIR … 

Eber, Orta Anadolu havzasında yüzey alanı yaklaşık 150 km2’lik bir alanına sahip, çöküntü gölü olarak da ifade edilir. Akarçay havzası, göl için hayatidir. Bu havza kapalı bir havzadır. Şöyle ki Akarçay, Sincanlı Ahır dağlarından doğar ve doğuya doğru akarak Eber’e kadar gelir. Eber gölü ile Akşehir gölü, birbiriyle bağlantılı bir göldür. Eber’deki fazla sular, Akşehir gölünü devrolur. Akşehir gölünün ise çıkış havzası olmadığından, Afyon Akarçay havzası aslında kapalı bir havzadır. Bunun yanında Eber Gölünde “kopak adı verilen yüzen adalar” da görebilirsiniz ki bu yapı, Eber Gölünü diğer göllerden farklılaştırır. Bu adalar üzerinde gölcülerin yaşam yerleri olan ve yaz-kış kullanılan odun ve kamışlardan yapılan “çerge”ler vardır. Sonuçta suların nihai noktası Eber ve Akşehir gölleri olduğundan bu bölge doğal bir ekosistem oluşturur. Özellikle balık ve kuş türleri açısından burada inanılmaz bir zenginlik vardır. Göller genellikle balıklar için kalıcı habitatlardır çünkü yıl boyunca bazen -40°C sıcaklıklarda bile, iyi habitatı koruyacak kadar büyük olabilirler. Buradaki sulak alanlar kuşlar için de kuluçka merkezidir. Örneğin Eber, Akşehir ve Karamık (Çay) göllerinin 150.000 kuşun barınabildiği yer olduğu araştırma raporlarında vurgulanmaktadır. Yapılan sayımlarda Eber’deki kuş türleri; Cüce Karabatak, Akbalıkçıl, Çeltikçi, Kaşıkçı, Çıkrıkçın, Kıyı Çulluğu, Ergüvani Balıkçıl, Flamingo, Fiyo, Küçük Kumkuşu, Benekli Kızılbacak, Batak Düdükçünü, Orman Düdükçünü, Büyük Akbalıkçıl, Krik, Kepçel, Turna, Sakarmeke, Kumkuşu, Kıyı Çulluğu, Ördek, Kır Kırlangıcı, Söğüt Bülbülü ve Göçmen Söğüt bülbülü biçiminde açıklanabilir. Gölün habitatı öyle zengindir ki bunlarla bitmez, sazanları, yılan balıkları, sülükleri, su yılanları, kurbağaları, salyangozları, çekirgeleri, kelebekleri güzelliklerini yansıtırken; sivri sinekleri de özellikle akşamları canınızı yakacaktır. Gölcülerin korkusu, eskiden daha çok görülen yaban domuzları bile göldeki hayatın çeşitliliğini anlamanıza yardımcı olur. Akşehir gölü, Eber’e göre doğal olarak daha çok kuraklık gösterir. Ancak bu bölgenin tarım açısından en önemli katkısı Çay ve Sultandağı havzasındaki meyve ağaçlarının ihtiyaç duyduğu doğal klima sistemini sağlamasıdır. Bunun yanında Asya’nın sadece birkaç ülkesinde görülen ve mutlaka korunması gereken endemik bitkilerden Eber Sarısı (Thermopsis turcica)” ülkemizde tek Eber Gölündedir. 

EBER ÜRÜNLERİ DOĞAL YAŞAMIN KENDİSİDİR …

Eber gölüne yukarıdan baktığınızda sazlıklar nedeniyle daha az sulak alanları görürsünüz. Bunun nedeni gölün sazlık ağırlıklı yapısıdır. Eber’e gittiğinizde sizi ilk olarak sazlıklar karşılar; bizim “berdi” olarak ifade ettiğimiz bu otlar, ağırlıklı olarak köy evlerinde ve otantik mekanlarda gördüğümüz sırt yastıklarının yapımında kullanılır. Bunlar pamuk kadar olmasa da yumuşak otlardandır. Ardından gölün içerisine doğru ilerledikçe, su yoğunluğu artmaya başlar ve su yolaklarını kullanırsınız. Bu yolaklarda “sırıklarla kayıkları” iterek ya da su yoğunluğunun fazla olduğu yerlerde motorlu kayıkları kullanabilirsiniz. Buralarda sizleri “kındıra” olarak ifade ettiğimiz otlar karşılayacaktır. Bu otlar “hasır” yapımında kullanılırlar. Özelliği gereği soyulabilen ot cinsinde olduğundan, bunların içinde özleri vardır ve bu özler kabuklarıyla, bölgedeki kadınlar tarafından dokunurlar. Günümüzde yalıtım malzemesi, manavlar için korunak ve köy evlerinde zemin ve tavan izolasyonu için de kullanılabilirler. Gölün daha derinlerine doğru gittiğinizde “kamış”lar sizleri karşılayacaktır. Kamışların göl için önemi doğal arıtma görevi sağlamasındandır. Şöyle ki kamışların su içindeki saçakları, göl suyunu doğal olarak temizlemektedir. Bu kamışlar hem yalıtım hem süs hem de yakıt amaçlı kullanılabilmektedir. Kamışlar özellikle kağıdın hammaddesini de oluşturdukları için Seka fabrikalarına da gönderilirler. Bu durum nakliyecilik sektörünün gelişmesine de katkı sunmuştur. Özellikle Çay’ın Karacaören ilçesinde bir dönem önemli bir sektör haline gelmişti. Kamışlar günümüzde köy evlerinin çatı izolasyonu için hayatidir. Tüm bu otlar, gölcülerimiz tarafından oraklarla biçilir, kurutulur ve ardından Eber havzasındaki arazilerde, yığınlar yapılarak, zaman içinde satışa hazır hale getirilirler.       

BARAJLAR EBER’İN DOĞAL YAŞAMINI ETKİLEDİ…

Eber gölünde derinlik, yüzeysel olmakla birlikte 8 metreyi bulan yerler mevcuttur. Bu bölgede iklim, İç Ege ile Orta Anadolu’nun geçiş süreçlerini yaşatır. Göle üç farklı koldan su gelir. Bunlar; Akarçay, düşen yağışlar ve gölü besleyen derelerdir. Dereler taze suyu kaynağı açısından dört mevsim gölün beslendiği kanallardır. Bunlar Çay deresi, Eber deresi, Deresinek ve Dört deredir. Bunun yanında özellikle Akarçay havasını besleyen kanallarda 1965’de açılan Seyitler barajı ve 1967’de açılan Selevir barajları, su zenginliğini azaltmışlardır. İlave olarak Kayabelen ve Kırka göletleri ve 2008’de açılan Akdeğirmen barajı kanalın su kütlesi üzerinde doğrudan etki etmişlerdir. 2020 yılında tamamlanan Çay barajı ise gölün en önemli atardamarını etkilemiştir.       

EBER GÖLÜ İÇİN PROJE ÖNERİLERİM

Proje 1. EBER İLE KIRKGÖZ KÖPRÜSÜ BÜTÜNLEŞİYOR …

Eber gölümüz, yukarıda sıraladığımız su kanalları yanında ciddi bir kirlilik problemiyle de karşı karşıyadır. Çünkü göl, Akarçay havzası boyunca birçok sanayi atıklarından etkilenir. Zaman zaman atıksu arıtma tesisleriyle bunların kısmen önüne geçilmiş olsa da tüm çevresel risklerin önüne geçilmesi pek mümkün olamamıştır. Bu durum göldeki canlıların yaşamları açısından önemli bir risk unsuru oluşturmaktadır. Gölün suyu neden bu renkte? İçinde balık var mı? Göller bizim için neden önemlidir? Sorgulamalarını yaptığımızda projelerimiz de oluşmaya başlar. Dolayısıyla ilk proje önerimize buradan başlayabiliriz. İspanya’daki Albufera gölü, Dünya Bankası destekli doğal arıtma sistemi ile kirlilik problemini çözmüştür. Daha önce de sosyal medya hesaplarım üzerinden göstermiş hatta kendimce bir test de yapmıştım. Bu göl, Eber gölümüzün kopyası gibidir. Birçok açıdan benzerdir. Dolayısıyla bizim de yapacağımız şey, Bolvadin Kırkgöz Köprüsü sonrası, Akarçay’dan göl’ün giriş bölümüne “Doğal Arıtma Alanı” oluşturulmasıdır. Böylece süreçte yapılamayan kirliliğin arıtması, kaynakta yapılmış olacaktır. Burası için diğer bir projemiz, Kırkgöz Köprüsü ile Eber Göl Müzesi alanının bütünleşik oluşturulabilmesidir. Böylece “bir taşla iki kuş” hesabı, hem Kırkgöz Köprüsü alanı hem de Eber odaklı iki kültürel değerimiz olacaktır. Bu proje emin olun “Ayazini kasabasının” dönüşümü kadar değerli bir projedir. Çünkü Kırkgöz Köprüsünün öncesi ve sonrasında (göl içine kadar) kral yolları mevcuttur. Bu bölge spor, sanat, atçılık, kuş gözlem evleri, müze, nikah salonu, restorantlar, konser alanları ve de alış-veriş yerlerinin oluşturulması gibi hızlı bir dönüşüm geçirebilir. Beni hayalcilikle suçlamayın, beni tanıyanlar da bilir, bu proje hayal değil gerçeğin kendisidir. Bugüne kadar neden yapılamadığını sorgulamalıyız. Bir göl hayal ettiğinizde, gözünüzde neler canlanıyor?Unutmayalım ki dünyanın dört bir yanındaki insan kültürleri göllerin çevrelerinin önemli bir parçası olarak kabul edilmektedir.

Proje 2. EBER GÖLÜ YAŞATMA MERKEZİ

Diğer önemli bir proje, gölün yaşatma merkezine olan ihtiyaçla ilgilidir. Burası için en uygun yer “Orta Köy” bölgesidir. Burada hem göl evleri oluşturulmalı hem de yaşatma merkezi kurulmalıdır. Böylece göl ile ilgili araştırma yapacaklar için uzun soluklu merkez oluşturulmuş olur. Aynı zamanda buraya oluşturulacak iskele ile göle doğru ziyaretler de gerçekleştirilebilir. Bunun en güzel örneği İspanya’nın Valensiya şehrindedir. Burası avcılar için de merkezdir. Dışardan avlanma ile gelenlerin birçoğunun malzemeleri bu bölgede vardır. Sadece yapılacak olan bu işlemlere resmiyet ve kontrol kazandırmak olacaktır. 

Proje 3. MANDA ÜRETİM ALANI

Diğer bir projemiz göl havzasındaki manda üretim alanı olacaktır. Afyon kaymağının ve yoğurdunun hammaddesi olan manda sütü için bu bölgede “ağıl” kurulabilir. Hali hazırda küçükbaş hayvancılık için faaliyet gösteren ağıllar vardır. Bunlara oluşturulacak sulak alanlarla manda üretim alanı oluşturulmalı ve Afyon ekonomimize kazandırılmalıdır. Bu bölge aynı zamanda “at haraları” ile desteklenebilecek bir yapıdadır. Devamında sokak hayvanları için barınaklar da bu bölgede oluşturulabilirse hem üretim hem ziyaret hem spor hem de canlılar için yaşam merkezi oluşturulmuş olacaktır. 

Proje 4. GÖL ÜRETİM KOOPERATİFİ

Eber ürünleri, Eber’in çocukları olan insanlarıyla bütünleşeceği bu projede Eber ürünleri işleme merkezi kurulacaktır. Hem hasır hem de kamış ve berdilerden üretilecek yöresel ürünler, bu merkezden koordineli bir biçimde dağıtılabilecektir. Sırt yastıklarından tutunda, tepsi ve hediyelik ürünlere kadar birçok girişimler yapılabilecektir. Kamış atıkları ve talaş malzemelerden “5’er kiloluk katı atık paletleri” oluşturularak, yakıt üretimi bile yapılabilecektir. Özellikle İskandinav ülkelerinde kömürle bütünleştirilmiş paletler sık kullanılabilmektedir. Bunun yanında balık üretim çiftlikleri ile “sazan ve yılan balıkları” bölge insanının ihtiyaçları için satışa hazır hale getirilebilecektir. Kooperatife ait oluşturulacak seralarla, göl çamurunun yapısına uygun, “doğal çim ve birçok sebze üretimi” yapılabilecektir.    

Sonuç olarak Eber Gölümüz, yukarıda sıraladığım aklıma gelen sadece birkaç projeyle yaşam ve yaşatma merkezi olabilecekken, bugün can çekişmektedir. Peki neden? Çünkü biz şehrimizin, fırsatlarımızın ve güzelliklerimizin farkında bile değiliz de ondan. Eber gölümüz “yüzyıllardır bizleri besledi ve yaşattı, bugün ise bizden sahip çıkmamızı bekliyor. Ama kendisi için değil, daha iyi bir gelecek için” Haksız mıyım ?…